Colin Farrell Turkey 1st & Fan Page
Türkiyenin tek Colin Farrell'in Fan Sitesine
Hoşgeldiniz
Lütfen:

Bir Woody Allen Tragedyası

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Bir Woody Allen Tragedyası

Mesaj tarafından LETO Bir Paz Ağus. 24, 2008 5:55 pm

Ayşegül Kesirli

Cassandra’nın Rüyası’nı izlerken oldukça garip bir hisle cebelleşmek
zorunda kalıyorsunuz. Karşınızda olup biten olayların zihninizdeki
yansımasında hep Woody Allen’ı görüyorsunuz. Oldukça sık kullandığı el
ve yüz mimikleriyle bir orkestra şefi edasıyla filmi yönettiğini, her
duygunun daha da abartılı, her sahnenin daha da gösterişli olması için
durduğu yerde heyecandan kıpır kıpır olduğunu seziyorsunuz.

Bu nedenle de beyazperdede izlediğiniz görüntülerin bir filmden çok
canlı bir performansa ait olduğunu hissediyorsunuz. Sanki filmin
sonunda Woody Allen makine odasından çıkacak ve önünüzde selam verip,
kendisine atılan çiçeklere teşekkür edecekmiş gibi tekinsiz bir duygu
peşinizi bırakmıyor. Bu nedenle de film bittikten sonra sinema salonunu
terk ettiğinizde bir film izlemişsiniz gibi değil de, Antik Yunan’dan
günümüze taşınan bir tragedyanın canlı temsilini seyretmişsiniz gibi
hissediyorsunuz.


Aslına bakarsanız Cassandra’nın Rüyası ilhamını Antik Yunan
tragedyalarından alan bir film zaten. Woody Allen’ın geçmiş
çalışmalarında da sık sık izlerine rastladığımız bu esinlenme Maç
Sayısı ile başlayan yeni dönem Woody Allen filmlerinin üslubunda belki
de eskisinden daha da yoğun bir şekilde hissediliyor. Yeni dönem Woody
Allen filmlerinde, tragedyalara konu olan mitolojik karakterler,
yönetmenin kendine has sunumuyla ünlü oyuncuların bedenlerinde hayat
buluyorlar ve Londra’nın sokaklarında dolaşıp, günümüzün toplumsal
düzenini eleştiriyorlar.

Cassandra’nın Rüyası öncelikle adı vasıtasıyla gidişatı hakkında küçük
ipuçları veren bir film. Geleceği görme yeteneğine/lanetine sahip olan
Cassandra, Yunan mitolojisinde sürekli gelecekle ilgili kehanetlerde
bulunan ancak söylediklerine kimseyi inandıramayan buhranlı bir
karakter. Dolayısıyla geleceği değiştirme, geleceğe etki etme yetisine
sahip değil. Bu nedenle izleyeceğimiz filmin Cassandra’nın Rüyası adını
taşıması, hikayenin geleceği gören ancak onu değiştiremeyen birinin
kehaneti olduğunu belli etmekte ve izleyeceklerimizi kaderle
bağdaştırma imkanı sunmakta...

Esasında Woody Allen’ın yeni dönem filmlerinde konu dönüp dolaşıp, hep
kader temasına bağlanıyor. Hatırlayabileceğiniz gibi Maç Sayısı, nehre
atılan yüzüğün köprünün demirlerine çarptıktan sonra içeri mi yoksa
dışarı mı düşeceği üzerinden yaratılan heyecanla şans ve kader
kavramlarına atıfta bulunuyordu.

Cassandra’nın Rüyası, bu konuyu karakterlerinin yaşam biçimlerini ve
hayallerine kavuşabilmek için kendilerine buldukları çözüm yollarını
dile getirirken ön plana çıkarıyor. İlk olarak ikinci el bir tekne
satın almaya çalışırken gördüğümüz Terry ve Ian’ın zengin olma, rahat
ve tasasız bir hayata kavuşma hayalleri iki kardeşi hep şans
oyunlarının kapısını çalmaya zorlamakta... Terry’nin at yarışlarında ve
poker masalarında bulmaya çalıştığı refaha, Ian ülkesinden
kilometrelerce uzaktaki bir otel projesine para yatırarak, yani
kapitalist sistemin onayladığı ve teşvik ettiği yollardan kumar
oynayarak kavuşmayı düşlüyor.

Böylelikle karakterlerin kaderle ve şansla olan ilişkileri, öykünün
gidişatının kendi kendisine yön bulmasına yardımcı oluyor. Woody Allen,
öykünün ilerlemesi için hiçbir şey yapmadan sadece uzaktan gözlemliyor
sanki. Şans ve kader karakterlerin seçimlerine etki ederek onları
belirli bir sona yaklaştırıyor. Bu durum filmin akıcılığını beslemenin
yanı sıra, gidişatın son derece doğal bir ritimle bezenmesini sağlıyor.


Öte yandan çocuklukları boyunca kendilerine yardım eden milyarder
amcalarının etkisiyle kaynağı ve boyutu belirsiz bir zenginlik
imgesiyle akılları başlarından giden Ian ve Terry, aslında kurallarını
kendi kendilerine belirledikleri bir zengincilik oyunu oynamaktalar.
Woody Allen, iki kardeşin el ele verip oynadığı bu oyunu birçok görsel
ve metinsel ayrıntıyla gözler önüne sermekte. Filmde, araba
tamircisinde çalışan, içki içen, kumar oynayan Terry, haydan gelen huya
gider zihniyetiyle daha ‘alışıldık’ bir hayat yaşarken, Ian hayalini
kurduğu zenginliği taklit ederek tatmin olmaya çalışıyor.

Woody Allen’ın her iki kardeşi de pür dikkat izleyen kamerası,
kardeşlerin zenginlik merakını vurgulayan öyle belirleyici ayrıntılara
odaklanıyor ki aklınız duruyor. Özene bezene hazırlanan ve her
gerilimi, her coşkuyu iliklerinize dek hissetmenizi sağlayan sahne
düzeni küçük ayrıntılarla öyle önemli noktalara atıfta bulunuyor ki,
zaman zaman küçük dilinizi yutasınız geliyor. Terry’nin tamir ettiği
eski arabalar ile dolaşıp, eski çağlarda yaşamış aristokratlara
özenerek kırlarda piknik yapan Ian’ın ‘plastik bardaktan’ içtiği şarap,
bize onun tamamlanmamışlığını hemen belli ediyor örneğin. Filmde bir
dönüm noktası yaratan Terry’nin kendi elleriyle yaptığı tahtadan silah,
iki kardeşin oynadığı zengin olma oyununun gerçekten de sadece
tehlikeli ve katlanılmaz sonuçlara vesile olabilecek bir çocuk oyunu
olduğunu derinden hissettiriyor.


Woody Allen, Cassandra’nın Rüyası'nda, eski çalışmalarında karşımıza
birer güldürü unsuru olarak çıkan sınıf atlama, zengin olma hırsının
günümüzde gülünüp, geçilemeyecek kadar ciddi bir konu haline geldiğini
daha da şiddetli vurguluyor.

Allen’ın karakterleri, yeni filminde kapitalist sistemin kendilerini
sahip olmaya zorladığı tasasız, rahat ve düz bir çizgide akıp giden
şablon hayata kavuşabilmek için artık daha da fazla riske giriyorlar.
Cassandra’nın Rüyası, Philip Glass’ın müziklerinin de yardımıyla belki
de hiçbir Woody Allen filminde görülmediği kadar fazla gerilim öğesiyle
doldurulmuş bir film.

Özellikle Colin Farrell’ın
etkileyici performansı sayesinde zaman zaman çok kısa bir süreliğine
bir kara komediye dönüşen filmin, izleyicilerine güldüğünüz şeye dikkat
edin mesajını veren ve niye güldüğünü sorgulatan bir yapısı da var.
Sonlarına doğru enteresan bir “Habil ile Kabil” öyküsü de anlatmaya
başlayan Cassandra’nın Rüyası, Woody Allen’ın attığı her adımda büyüyen
bir dahi olduğunu kanıtlar nitelikte.

_________________
avatar
LETO
Colinfarrell-tr Kurucusu

Kadın
Mesaj Sayısı : 159
Yaş : 26
Nerden : ANKARA
İş/Hobiler : çizim
Lakap : Mrs.Leto
Nasılım :
Colin\'e söylemeliyimki : Yürüyen karizma!!!
Points : 0
Reputation : 0
Kayıt tarihi : 12/08/08

Kullanıcı profilini gör http://www.30stmturkiye.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz